Aromaterapi: İnsan kadar eski bilgi

Burada sunulan bilgiler, tıbbi olarak kullanılan yağların, bitkilerin ve bitki sularının kullanılışları hakkında bilgi vermek içindir. Herhangi bir hastalığın teşhisi ve tedavisi için tıp doktoruna başvurulmalıdır. Bu ürünlerin güvenli uygulanması okuyucunun sorumluluğundadır.

Aromatoloji, Aromakoloji, Olfaktoterapi,  Bach çiçekleri, enerjetik aromaterapi gibi alt dalları olan Aromaterapi bitkilerden elde edilen uçucu yağların insanlar hayvanlar ve tarımda kullanılan doğal bir terapi yöntemidir.  Fitoterapi yani doğal bitkilerle tedavinin alt dalıdır. Uçucu yağlardan oda sıcaklığında buharlaştıkları için eterik yağ veya esans (temel) olarak da bahsedilir.

Tüm dinlerde ve neredeyse dünyanın her yerinde, büyüler veya dualardan önce, meditasyon sırasında belirli kokuların kullanıldığını eski metinlerden ve arkeolojik buluntulardan bilmekteyiz;  Druidlerden simyacılara, Anglikan papazlardan veya Hıristiyan rahiplerden Tibet Budistlerine, camilerden sinagoglara, kendilerini kokulu dallarla arındıran törenlerde vücutlarını otlarla kaplayan   Güney Amerika Kızılderililerinden, kokulu otları ve tütsülerini içlerine çeken Japon Şintoistlerine,  bitkileri sınıflandırarak şifa için kullanan Hint ve Ayurvedik yogiler, Kızılderililer  ve tanrısal bilgiye ulaşmak için arındırıcı otlarla tütsüler yakan Avustralya Aborijinlere kadar uzanan tüm dünyada kullanılıyordu.

Çok eski zamanlardan beri ve beş kıtada insanlar hastalıkları önlemek veya tedavi etmek için bitkileri kullandılar. Altmış bin yıldan daha uzun bir süre önce, ilkel kabileler ölülerini çiçeklerle kaplayarak (Shanidar mağaralarının kazıları) gömüyorlardı.

Hindistan’da  (yaklaşık M.Ö. 4500), Antik Mısırlılar (yaklaşık M.Ö. 3500), Çinliler (M.Ö. 3000) Yunanlılar (M.Ö, 1100 ile 140 arası) ve Romalıların (M.Ö. 1000 ile M.S. 1453 arası) aromatik bitkileri ve aromatik ekstreleri kullandıkları iyi bilinmektedir. Örneğin, Mısırlılar balsamlar, parfümlü yağlar, kokulu ağaç kabukları ve reçineleri; tıp uygulamaları, gıdaların saklanması, dini seremoniler ve ölülerin mumyalanması amacıyla kullanmışlardır. Yunanlıların bilgi ve yöntemleri Mısırlılardan aldıkları düşünülmektedir. Yunanlılardan da Roma’ya ve tüm Avrupa’ya, özellikle Fransa’ya yayılmıştır.

Ünlü İslam âlimi İbn Sina (980), beş ciltlik eserinde, şifalı bitkileri inceleyerek, bitki ve çiçeklerin uçucu özlerini damıtma yoluyla hazırlamanın yollarını keşfettiğini anlatır. İbn Sina bu nedenle bu modern aromaterapi ve fitoterapinin mucidiydi. Ayrıca Al-Shifaa yani “Ruhun Şifasının Kitabı”nı, ardından Bilimler Kitabı’nı yazdı. Onun eserleri çağlar boyu tıp fakültelerinde referans kitap olarak kabul edildi.

Hıristiyanlığın Avrupa’da tanınmasıyla birlikte çeşitli alanlarda uçucu yağ kullanımı yaygınlaşmaya başladı.

 Bilimsel olarak gerçek gelişimi ise 20. yüzyıla girilmesi ile Fransa’da başlamış ve halen de devam etmektedir. XX. yüzyılın başında ünlü René Gattefossé hayvanlar ve insanlar üzerinde yaptığı deneyler ve incelemeler sonucunda modern ve sorumlu aromaterapinin kesin ve bilimsel kurallarını belirledi. Öğrencisi Profesör Sevelinge onun çalışmalarını takip ederek ve aromaterapinin veterinerlik, bitki sağlığı ve beşeri tıp alanlarındaki uygunluğunu teyit eden çalışmalar yürüttü. Daha sonra, Dr. Valnc, ünlü selefinin çalışmalarının çoğunu, dünya çapındaki büyük bir başarı kazanan kitaplarıyla tüm dünyaya duyurdu.

Kısaca aromaterapi tarihçesi

  • M.Ö. 4000-3000 bilinen ilk parfüm tarifi bir Sümer tabletinde yazılıdır.
  • M.Ö.  430 Modern tıbbın babası kabul edilen Hipokrat aromatik bitkileri kullandı.
  • M.S. 1000 Bugün hala eserleri incelenen İbni Sina bitkilerden uçucu yağ elde etmek için distilasyon tekniğini geliştirdi. Bugün aynı teknik kullanılmaktadır.
  • M.S.1937 René Gattefossé ilk defa aromaterapi terimini kullandı.

Bir Cevap Yazın