Kadim doğanın şifası

Başlıktan da anlayacağınız gibi üzerinde çalışıp eğitim aldığım ve fitoterapi ve aromaterapiden bahsetmek istiyorum. Denediğim ve severek güvenle uyguladığım tarifleri de başka yazılarda paylaşacağım. Önce biraz genel olarak fitoterapi ve aromaterapi tanımına ve tarihçesine bakalım:

Bitkilerin zengin kimyasal içeriğinden sağlığı KORUYUCU ve tedavi amacıyla yararlanılması amacıyla kullanılmasına fitoterapi denir. Fitoterapi ile ilgilenen için tedavi edici ve koruyucu özellikler içeren tüm bitkilere ot derler.

16. yüzyılda bir hekim olan Paracelsus ve takipçileri kimyadan kendilerini kilise tarafından yakılmaya (ki pek çok geleneksel şifacı Hristiyanlığın egemen olmasını isteyen kilise tarafından cadı olarak nitelendirilerek yakılmaya başlandı.) gönderebilecek aktivitelerini maskelemek için faydalandı. Bitkilerden elde ettikleri krem, iksir vs. ürünlere cıva ve antimon gibi inorganik maddeler eklediler. Zamanla ilaçla tedavide inorganik madde kullanımı moda oldu ve bugünkü ilaç sektörünün ilk adımları atıldı. Zamanla hem cadı olarak nitelenen geleneksel şifacıların gözden düşmesi, hem de inorganik madde kullanımının yaygınlaşması sonucu şifalı bitkiler unutuldu. Öyle ki sağlıklı beslenmenin önemi bile uzun süre göz ardı edildi.

18. ve 19.yüzyılda bitkilerin ve beslenmenin önemi üzerine bazı yayınlar ve araştırmalar olsa da asıl değerini 20.yüzyılın sonlarına doğru yeniden kazanmaya başladı. Günümüzde eczacılık ürünlerinin yaklaşık üçte birinin bitkisel kaynaklı veya sentetik taklitleri olmasına rağmen rahatsızlıkları, beslenmeyi ve yaşam tarzını göz ardı ederek yalnızca inorganik ilaçlarla tedavi edebileceğini halen düşünen insanlar var ne yazık ki. Ancak zamanla onların da anlayacağına hiç şüphe yok.

Bir Cevap Yazın